Öncelikle tüm Türk kardeşlerimin 19 MAYIS ATATÜRK’Ü ANMA,GENÇLİK VE SPOR BAYRAMI‘nı kutlu olsun..
Bugünlerde belkide anlam yüklenecek ve tartışmaların asıl sebebi olması gereken bir bayram olması gerekirken sadece “bir günlük tatil” olarak görünüyor..
Koskoca internet ansiklopedisi WikiPedia bile iki satırla özetlemiş bu Türkler için kutsal sayılan günü..
Atatürk’ü Anma Gençlik ve Spor Bayramı, her yıl 19 Mayıs tarihinde kutlanan, Türkiye Cumhuriyeti’nin ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin[1] ulusal bayramıdır.[2]. 19 Mayıs 1919′da Mustafa Kemal Atatürk Bandırma Vapuru ile Samsun’a çıkmıştır ve bu gün Kurtuluş Savaşı’nın başladığı gün kabul edilir. Atatürk bu bayramı Türk gençliğine armağan etmiştir.
Şeklinde kısaca özetlemiş gerçide neyse..
Bugün Türkiye Cumhuriyet’inin kurucusu Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün Kurtuluş Savaşını başlatmak üzere Bandırma Vapuruna bindiği gündür..Atatürk Tarafından bugün Gençlik ve Spor bayramı olarak ilan edilse de 80 Darbesinden sonra Atatürk’ü Anma bayramı olarak da resmi kayıtlara geçmiştir..
Aslında bu bayramın ne olduğunu ve bu kurtuluş savaşını bizim Türk gençliğine armağan eden Atamızın şu anki gençlere söyleyeceği söz ne olurdu acaba?
Gençlerimizin batı hayranlığına bundan yaklaşık 91 Yıl önce ki çok uzun bir tarih değil bir insan ömrü kadar bir süre önce yola çıkan Atamızın yolundan gitmek yerine bugün o savaştığımız insanların yolundan gitmekte..
Acaba merak ediyorum yarın hangi Türk genci Kurtuluş Savaşında o kanıyla sulanmış topraklar üzerinde sokaklara çıkıp “Atam İzindeyiz” diyecek? Yoksa yarın hepsi cafelerde,alışveriş merkezlerinde “yaşasın tatil” diyerek gezicek mi?
Belki okuyan bir Türk genci vardır bu nutku? Belki anlarlar o zaman Atatürk Kim ve niye anıyoruz?
“Türk Genci, devrimlerin ve cumhuriyetin sahibi ve bekçisidir. Bunların gereğine, doğruluğuna herkesten çok inanmıştır. Yönetim biçimini ve devrimleri benimsemiştir. Bunları güçsüz düşürecek en küçük ya da en büyük bir kıpırtı ve bir davranış duydu mu, “Bu ülkenin polisi vardır, jandarması vardır, ordusu vardır, adalet örgütü vardır” demeyecektir. Elle, taşla, sopa ve silahla; nesi varsa onunla kendi yapıtını koruyacaktır.
Polis gelecek, asıl suçluları bırakıp, suçlu diye onu yakalayacaktır. Genç, “Polis henüz devrim ve cumhuriyetin polisi değildir” diye düşünecek, ama hiç bir zaman yalvarmayacaktır. Mahkeme onu yargılayacaktır. Yine düşünecek, “demek adalet örgütünü de düzeltmek, yönetim biçimine göre düzenlemek gerek”
Onu hapse atacaklar. Yasal yollarla karşı çıkışlarda bulunmakla birlikte bana, başbakana ve meclise telgraflar yağdırıp, haksız ve suçsuz olduğu için salıverilmesine çalışılmasını, kayrılmasını istemeyecek. Diyecek ki, “ben inanç ve kanaatimin gereğini yaptım. Araya girişimde ve eylemimde haklıyım. Eğer buraya haksız olarak gelmişsem, bu haksızlığı ortaya koyan neden ve etkenleri düzeltmek de benim görevimdir.”
İşte benim anladığım Türk Genci ve Türk Gençliği!”

atam izindeyiz…