Sıradan bir gündü..Her zamanki şeyleri yapıp hayatına devam ediyordu..Fakat bugün farklı olsun diye “sevdiği” kızla oturdukları yere gitti..Oturdu her zaman ki yerine..Ama yanlızdı..Çünkü artık “sevgilim” dediği o kişi yoktu ve olmayacaktı..
Gözünün önünden yaşadıkları anılar,attığı kahkalar,beraber okudukları mektuplar ve diğer yaptıkları sanki ölüyormuş gibi film şeridiyle geçmeye başlamıştı…
Her zaman ki gibi cebinden sigarasını çıkartıp yakmaya uğraşırken bir sesle irkildi..Gelen ayak sesleri tanıdık gibiydi..Umursamadı ve sigarasını yaktı..Umrunda değildi çünkü kimse..
Bir ses onun kalbine saplanan hançerdi adeta..”Beyaz…” demişti bir ses..ani bir reflexle arkasını döndü..Evet karşısındaydı o kişi..
Bir an ona söylediği,yazdığı hatta söylemek istediği tüm sözler silinmişti hafızasından..Yeni doğmuş bir bebek gibiydi..Konuşmayı ve napacağını bilmeyen..
Sustu çocuk birşey demedi..Belkide tek istediği şeydi onu bir kez daha burada görebilmek ama susması gerekiyordu..
“Özür Dilerim”…Çocuğun beyni adeta kısa devre yapmıştı..Tüm sorular sorgulanıyordu fakat nedeni bulunamamıştı..Nedendi bu özür? Niçin özür dilemişti? Benmiydim hatalı olan yoksa o muydu? Hatalı olduğu için mi özür dilemişti? gibisinden dizilen milyonlarca soruya cevap arıyordu beyni..Fakat kalbi tüm soruları bırakıp yerinden fırlamasını ve ona sıkıca sarılmasını söylüyordu..
Çocuk sustu ve gözlerinin içine ilk baktığı gün gibi baktı..
Kız anlatmaya başlamıştı..Yaptıklarını,neden yaptıklarını..Aslında onunda varmış söyleyemedikleri..Çocuk hepsini biliyordu fakat yine susuyordu..
Kız herşeyi birbir anlatıyordu fakat çocuğun ağzını bıçak açmıyordu..Bir ses onu kendine getirmişti..”Seni hep sevdim” cümlesiyle başlıyan ve yanılmadığının kanıtıydı aslında..
Susmuştu çocuk..Çünkü susması gerekiyordu..
Kız dayanamadı “beni seviyormusun” dedi..”Evet” yanıtıydı aslında ama susuyordu çocuk..Kız sorusunu farklı şekilde tekrarlardı “Sevmiyormusun”…
Yine ses yoktu..Sanki dilini yutmuştu çocuk..
“Sarılırmısın bana” dedi kız..Aslında çocuğun istediği tek şeydi o..Ama yıllardır emrine amade kolları ihanet etmişti ona..Çünkü artık kalbi değil beyni hükmediyordu vucuduna..
Kıbırdamadı ve yerdeki sönmüş sigara izmaretine baktı..Bir sigara daha yaktı..Öyle içli çekiyordu ki sigaranın ucundaki kor sigaranın tamamını kaplamıştı..
“Beyazzz” diye diğerlerinden gür çıkan bir ses tonuyla kızın gözlerinin içine baktı..
Tam içindekileri söyleyecekken bir ses tonu daha ilişti..
Beyazıt…
Birden kalktı yatağından kan-ter içerisindeydi tüm vucudu..Gözlerinin önünde annesinin silüeti vardı..Gözlerini okşarken yine o ses “Günaydın,hadi kahvaltıya..Okula geç kalıcaksın” dedi..Çocuk yine susmuştu..
Ve anladı ki rüyada gerçekte söylenmesi gerekenler söylenmeden bitmişti..
