Facebook’ta bir grubun notlarında gördüm..Oldukça güzel bir nottu..Paylaşmak istedim..Zaten konusu benim bir türlü çözemediğim ve yazıp durduğum Aşk Mı? Mutluluk Mu? sorusuyla alakalı :)
Aşkın ateşi yakılmıştı.Ateşin ışıltısından gözleri görmez olmuş,çevresinde mutluluğa dair bir oyun var sanıyordu.Sevdasının güzelliği,sevinci,huzuru ve titreyişleriyle bir kabile oluşturmuş,dans ediyordu yüreğinde.Oyun alanı aşkına dair duygularla öylesine dolup taşmıştı ki başka hiç kimseye yer yoktu. Aşk’ın,ayakları yerden kesmesiydi bu.Karanlığı aydınlık,siyahı beyaz,hayali renkli,acıyı etkisiz kılan mutluluğun dansı.Sevgilinin bakışında,gülümsemesinde,nefesinin heyecanında,elinin tutuşunda, avuçlarının tam içinde anlam kazanan,hayatın anlamının dansı.Her sabah yeniden doğuşun yan yastıktan sunumu,güneşin teninden yansıması yada güneşten teninin yansıması.Yârinin dudak aralığından, dudaklarına sunulan sözdü aşk..
Yanakları avuçlarında olduğu gün,hayatı avuçlarındaydı.Alnını öptüğü gün,geleceğinin çizgisindeydi. Gözlerinde soluğa daldığında,kalbine giden damarların taşıyıcısı parmağına yüklediği,henüz emekleyen sevdasının delicesine koşmaya başladığı gün,sevgilisinin doğum günüydü.Günün sonunda,vedası ertesi güne dek,ardına bakarak,gülümseyerek,attığı her adımda,içine düşen anlamsız üzüntüye, anlam yüklemek istemesede,korktu.Bir daha geri dönüşü olmayacağının bir an aklına gelmesi,zamanı durdurdu.
Ayrılığın ateşi yakılmıştı.Acılardan uyuşuk bedeni,çevresinde ölüme dair bir oyun var sanıyordu. Sevdasının yokluğu,hasreti,özlemi ve kederi toparlanmış,her zerresinde dans ediyordu.Oyun alanı yoksunluğunun duygularıyla öylesine dolup taşmıştı ki başka hiçbir acıya yer yoktu.Hayatın anlamıyla karanlıkta dansıydı bu.Karanlığı zifiri,soğuğu zemheri,rüyayı kabus kılan acının dozunu yükselten yokluğunun dansı.Sabahı kesilmiş her geceden sonra,yan yastıktan gelen sızı sesi,sevgilisinin ardında bıraktığı iliklere işleyen acıya sebep yaşam,Azrailin kulağına fısıldayacağı gündü aşk..
Telefonu elinden düştü.Yüzüğü takmak üzere diz çöküşünün üzerinden henüz zaman akmamıştı. Dizlerinden sızısı akmış,diz çökmüştü.Sevgilisinin ölüm haberi acılardan bir kabile oluşturmuş,mutluluğu savaşa çevirmişti.Doğum günü,öldüğü gündü.Ölümü beklemeye başladığı gün.
Şimdiler de ne zaman gönül aralığından Aşk’a dair esinti olsa,acılar kabilesinin kalıntıları alevlenir oluyormuş adamın yüreğinde,benzer acılara dur hükmünde.Hayatta bir aşk,iki bedene,sadece bir kez sunulur.Eller bir kez dokunmayı unutur,yürek bir kez susturulur ve gözler bir aşka son kez yumulur
