“Bu dünyada sevenler masallarda kavuşurlar” denilen bir yazı vardı şiir defterimin giriş sayfasında..Şimdi o yazıyı gördüm ve belkide 100 lerce okuduğum gerçek hikayelerden birşeyler yazmak istedim..
Bize aşkı temsili olarak Leyla ve Mecnunu,Asli ile Keremi gösterdiler..Ama biz orada şunu anlıyamadık..Aşk uğruna birşeyleri feda etmek ve yapılamayacak denen şeyleri yapmaktır aslında..
Mecnun Leyla’sı için çöllere düşmedi mi? Amaç Leyla’nın sevgisi vs değildir..Mecnun’un içini yakan ateşti..
“Mecnunu her seven Leylâ mıdır sanırsın…”
Olayın özü buydu aslında ve biz hiçbir aşkın mutlu bitmediğini gördük..Ki gerçek ask aslında öldükten sonra anlaşılan bir duyguymuş bunu okuduklarımdan anladım..
Merak ediyorum bu aşk masallarında bu kadar etkileniyorsunuz ve “way be ne aşkmış” diyoruz ya..Peki bizim aşkımızda masallık değil mi sizce?
Masallık bir aşk yazarız çoğumuz ama bunu şimdi anlatamayız asla..Ki onlarda o zaman anlatamamışlar..Ya birisi öldükten sonra bıraktıkları mektupta,yada gittikten sonra hissettikleri duyguları öğrendikten sonra anlamışlar gerçek aşkı..
Hepiniz okumuşsunuzdur bir genç kızla bir erkeğin ayrıldığı ve genç kızın veya erkeğin intihar ettikten sonra ki bıraktığı masalları..
Bu masallardan aşkı tanımlayacak olursak aşk bence budur..
Ve aşk…Sonu olmayan uçsuz bucaksız bir gölmüş..

masallardaki aşkı bulmayı bekle bence sadece bekle çok yakında kavuşursun belkide