Suyun Gereksiz Kullanılması

5 sene önce Beyazıt tarafından yazılmıştır.-6.086 Okunma
anasayfa
anasayfa
anasayfa

Ve onca yıldan sonra öğrendiklerimizi anlatma zamanı :) Üniversitede yeni açılan Toplumsal Duyarlık Projesinde bize ihale edilen “Suyun Gereksiz Kullanılması” başlıklı konuyla ilgili haftaya çarşamba günü Gaziantep Anadolu Lisesin’de 1 saatlik ders vericez :)

Kendi bitirdiğim lisede 1 derslik öğretmen oluyorum anlıyacağınız :) Fakat konuya hakim olmamız için yarın Prof’un isteği üzerine internetten makale bulup getirmemiz gerekti :) Ee şimdi o kadar blog yazdık,o kadar C/P ye karşı durduk :) Bir makale mi hazırlayamacağız deyip makaleyi kendim yazmak istedim :)

Makale devamlı üstünde oynamalar olucaktır o yüzden k.bakmayın :) Word kurulu olmadığı için bilgisayar da ve yazıcı öbür bilgisayara bağlı olduğu için buraya yazıp diğer bilgisayardan çıkartıcam :)

Öncelikle biraz bilgi edinmek açısında makaleleri topluyalım :)

Pamukkale Üniversitesinin bu yazısında..

İnsanoğlu, su ihtiyacını yüzeysel sular ve yeraltı su kaynaklarından temin etmektedir. Tatlı suların en önemli kaynağı yağışlardır. Küresel yıllık yağış 500 bin m3 olup, her yıl yeryüzüne inen yağış aynı miktardadır.

Ülkemizde ise tatlı su kaynakları oldukça sınırlıdır ve ihtiyaca ancak cevap vermektedir. Türkiye’nin kullanılabilir su potansiyeli 110 milyar m3 olup, bunun %16’sı içme ve kullanmada, %72’si tarımsal sulamada, %12’si de sanayide tüketilmektedir.

Kişi başına düşen su kullanımı, toplumun gelişmişlik seviyesiyle doğru orantılıdır. Gelişmiş ülkelerde bu oran oldukça yüksek olmasına rağmen, gelişmekte olan ülkelerde ise düşüktür. (ABD’de 1692 m3, Avrupa’da 726 m3, Afrika’da 244m3‘tür.)

Dünyanın yıllık yağış ortalaması 1000 mm olup, Türkiye’nin yıllık yağış ortalaması ise 643 mm. dir.

Türkiye su kıtlığı çeken ülkeler arasında yer almamakla birlikte, hızlı nüfus artışı, kirlenme ve yıllık yağış ortalamasının dünya ortalamasından düşük olması; mevcut kaynakların daha dikkatli kullanılmasını ve kirlenmeye karşı gerekli tedbirlerin bir an önce alınmasını gerektirmektedir.

Su kirliliğini oluşturan etmenlerin başında lağım sularıyla sanayi atık suları gelmektedir. Bunun yanında petrol atıkları, nükleer atıklar, katı sanayi ve ev atıkları da önemli kirleticilerdir. Bunlar deniz kenarındaki bitki ve alg gibi kaynakları yok etmektedir. Kirlenme sonucu denizlerde hayvan soyu tükenmeye başlamıştır. Örneğin; Marmara denizi, kirlilik nedeniyle balıkların yaşamasına uygun ortam olmaktan çıkmıştır. Karadeniz’deki kirlenme nedeniyle hamsi ve diğer balık türleri giderek azalmaktadır. İstakozların larva halindeyken temiz su bulamamaları nedeniyle nesilleri tükenmektedir. Nehir ve göllerimizde kirlilik nedeniyle canlılar tükenmek üzeredir.

Yeni yeni kurulmaya başlanan arıtma tesisleri, lağım ve sanayi atık sularını hem kimyasal hem de biyolojik olarak temizlemektedir. Böylece hem sulama suyu gibi yeniden kullanılabilir su kazanılmakta hem de denizlerin kirlenmesi önlenmektedir. Bu nedenle sanayileşme mutlaka iş yerleri planlanırken arıtma tesisleri ile birlikte düşünülmelidir.

Suyun değerini bilelim, yokluğunu yaşamayalım.

  • İnsan yaşamının vazgeçilmez unsurlarından olan su, sınırlı bir kaynaktır. Dünya nüfusunun hızla artmasına rağmen su kaynaklarının sabit olması, bu kaynakların kirletilmesi ve tüketilmesine neden olmaktadır.
  • Bilinçli su kullanımıyla, yaşam kalitemizi bozmadan alacağımız basit önlemlerle su kaynaklarımızın kirlenmesini ve tükenmesini önleyebiliriz.
  • Evimizdeki musluklara takacağımız “DÜŞÜK AKIŞ MUSLUK HAVALANDIRICISI” ile %50 oranında daha ekonomik su kullanımı mümkün olacaktır.
  • Arabamızı ya oto yıkama tesislerinde yıkatalım, yada hortum kullanmak yerine, kovaya su doldurarak kendimiz yıkayalım.
  • Tuvaletlerimizde gereğinden fazla su sarfiyatını önlemek için rezervuarlarımızdaki su seviyesini düşürebiliriz.
  • Bahçeleri günün erken saatlerinde, toprak ısınmadan sulayarak gereksiz yere suyun buharlaşmasını önleyelim.

Göllerimizi, barajlarımızı, nehirlerimizi, yeraltı sularımızı ve denizlerimizi çok iyi değerlendirmeli, temiz tutmalıyız. Arıtma tesislerini yaygınlaştırmalı, sulamalarınızı evsel ve endüstriyel atıklarla kirletmemeliyiz. Aşırı gübreleme, bilinçsiz kullanılan zirai mücadele ilaçları ve yoğun yapılaşma baskısından sakınmalıyız.

Ankara Su Ve Kanalizasyon Dairesinin web sitesinden;

Evlerde suyun % 35’i banyoda, % 30’u tuvalette, % 20’i çamaşır ve bulaşık yıkamada, % 10’u yemek pişirme ve içme suyu olarak, % 5’i ise temizlik maksadıyla kullanılmaktadır. Su sağlıktır ve ekonomik bir değerdir. Bu değerleri korumak için aşağıdaki kurallara uymalıyız:Su kaynaklarının kirletilmemesine özen göstermeliyiz.
Mümkün olduğunca suyu boş yere akıtmamalıyız.
Musluklarımızı, sifonlarımızı, daima bakımlı tutmalı. Bozuk olanları hemen tamir ettirmeliyiz. Her saniye bir damla damlayan musluk, yılda 1 ton su harcar.
Sifonu gereksiz yere çekmemeliyiz. Sifonun bir kez çekilmesi ile 10 lt su harcanır. Dört kişilik bir ailenin fertleri günde bir kez sifonu amacı dışında çekerse, yılda 16 ton su harcamış olur. Rezervuara, su dolu 1,5 litrelik pet bir şişe yerleştirin. Bu basit önlemle, yılda 2 ton su tasarrufu sağlanabilir.
Klozetlerin baskları çoğunlukla su kaçırmaktadır, bu nedenle baskların bakımını yaptırmalıyız.
Diş fırçalarken, tıraş olurken, ellerimizi yıkarken suyu kapamalıyız. Bu işleri yaparken musluğu ihtiyacımız olduğu kadar açmalıyız. Kullanılmadığı halde açık bırakılan su harcaması, yılda kişi başına ortalama 12 tondur.
Musluklarda ve duş başlıklarında su akışını azaltan, ancak su basıncını arttıran yeni sistemleri kullanmalıyız.
Küvette yıkanma yerine kovadan veya ekonomik başlığa sahip duşla yıkanmayı tercih etmeliyiz. Bir duşta ortalama 50 litre su, bir küvetli banyoda 150 litre su tüketilir.
Bulaşıkları elde değil bulaşık makinesinde yıkamalıyız. 4 kişilik bir aile günlük bulaşığını elde yıkarsa, ortalama 84-126 litre su harcar. Oysa bulaşık makinesi aynı bulaşığı sadece 12 litre su ile yıkar. Bu da bir yılda ortalama 26-40 ton su tasarrufu demektir. Çamaşır makinelerimizi tam doldurmadan çalıştırmayalım ve kısa programları tercih edelim.
Bulaşık makinesi olmayanlar suda kolay çözünürlüğü olan bulaşık deterjanlarını tercih etmeli, bulaşıkları durularken suyun diğer bulaşıkların üzerine akmasına özen göstermeliyiz.
Kapı önü, balkon, merdivenler, teras gibi yerlerin temizliğinde hortumla su tutmak yerine süpürge kullanmalı veya kova ve sünger kullanarak temizlemeliyiz. Bu bize en az 3/4 oranında su tasarrufu sağlar. Hortumla yıkama, yaklaşık 550 litre su kullanımı demektir.
Sebze ve meyveler su dolu bir kapta biraz bekletilip yıkanırsa çok daha az su tüketilir. 4 kişilik bir aile bu yöntemle yılda ortalama 18 ton su tasarruf edebilir.
İçme suyu dışındaki suları birkaç kez kullanmaya çalışabiliriz. Sebze ve meyveleri yıkadığımız suyla çiçekleri ve bahçeyi sulamalı, temizlik yapmalıyız.
Bahçe sulamak için buharlaşmanın az olduğu sabah ya da akşamüstü saatlerini tercih etmeliyiz.
Yapılan bahçe sulamasından azami yararlanmak için uygun sulama yöntemi, sulama zamanı, uygulanacak sulama suyu miktarının doğru olarak belirlenmesi gerekir. Bu gereksiz su kaybını önleyeceği gibi, bilinçsiz sulamadan dolayı bahçemizdeki çiçeklerin, yeşillerin ve ağaçların yok olmasını önler. Toprağı, bitkiyi, iklimi izlemesini bilen uzmanlardan yararlanmalıyız.

Su sayaçları ve apartman altındaki su kolektörlerini tamir ettirerek sağlam hale getirilmesi veya yenilenmesi, yine binalardaki hidrofor tankları şamandıralarının tamir ettirilmesi su kaybını önler.
İzin almadan su kuyusu açmamalıyız. Bu durum yeraltı su seviyesinin düşmesine ve su rezervlerinin azalmasına neden olmaktadır. Kuyulardan aşırı su çekimlerine fırsat vermemeliyiz.
Kaçak Su kullananlara fırsat vermemeliyiz. Kaçak Su kullananlar sizin suyunuzu çalıyor demektir. Bunu siz daha kolay önleyebilirsiniz. İhbarlarınızı Alo 185’e bildiriniz.
Sanayiciler ve İşletmeciler arıtma tesislerinizi olması gerektiği gibi çalıştırınız. Arıtma tesisi olmayanlar mutlaka kurunuz.
Küresel ısınmanın ve kimyevi gübrelerin toprakta tuzlanmayı arttırıcı etkileri olduğundan, normal yıllarda kullanılan gübre miktarından daha az gübre kullanın.

Caddenizdeki, sokağınızdaki su patlaklarını, su sızıntılarını Alo 185 ‘e bildirelim.
Su Kesintisi Durumunda Dikkat Edilecek Hususlar:

Su kesintileri nedeniyle yeterli su sağlanamaması, hava sıcaklıklarının artmasıyla çeşitli mikroorganizmaların üremelerinin hızlanması ve hijyen kurallarına uyulmaması hastalıklara neden oluyor.

Su sıkıntısı nedeniyle vücudun, yiyecek maddelerinin ve giysilerin yeterince temizlenememesi de hastalıkların yayılma ihtimalini artırabilmektedir. Kitle iletişim araçları ile susuzluk sıkıntısı yaşanacağı açıklandıkça, insanlar evlerine ve iş yerlerine su depoları yaptırmakta, evde çeşitli kaplar içinde su biriktirmeye başlamaktadırlar. Ancak, suların depolanmasında ve depo veya çeşitli kaplarda bekletilen suların kullanılmasında hijyen kurallarının uygulanması gerekmektedir.

Sular kesildiğinde muslukların kapalı olmasına dikkat edilmeli, tercihen su vanaları kapalı tutulmalıdır.
Şebeke dışında güvenli olmayan bir kaynaktan temin edilip, içmek veya yemek yapmak amacıyla depolanacak sular mutlaka 10 dakika kaynatıldıktan sonra üzeri kapalı bir şekilde saklanmalıdır.

Renk ve kokusunda herhangi bir değişiklik meydana gelen sular kesinlikle kullanılmamalıdır.
Enfeksiyonların önlenmesi açısından meyve ve sebzelerin yıkandığı, gıdaların temas ettiği suyun temiz olması çok önemlidir. Bunun için klor solüsyonları kullanılabilir. Bu yoksa meyve ve sebzeler, içine limon suyu ya da sirke damlatılmış 1 litre suda bekletildikten sonra tüketilebilir.
Suyun saklandığı kaplar temiz olmalı, su dolu plastik kaplar güneşte bekletilmemelidir.
İhtiyaçtan fazla su depolanması yapılmamalı, çünkü özellikle plastik depolarda bekletilen su sıcağın da etkisi ile bozulmaktadır.
Damacanalardan su almak için kullanılan pompalar, 15 günde bir %1 ‘lik klorlu su içerisinde 30 dakika bekletilmeli ve içerisinden %1 ‘lik klor solüsyonu geçirilmelidir.
Evde depolanmış sularda bebeklerin ve çocukların boğulma tehlikesine karşı gerekli tedbirler alınmalıdır.
Su depoları zaman zaman temizlenmeli ve dezenfekte edilmelidir.

Deposu olan, sadece su kesintisi olduğunda değil, bir devridaim sistemi vasıtasıyla sürekli kullanılmalı ve bu sayede depodaki suyun tazelenmesi sağlanmalıdır.
Şebeke suyu bulunmayan bölgelerde tüketilecek içme ve kullanma suları mutlaka klorlanmalı, dezenfeksiyon için damlalıklı klor solüsyonu veya klor tabletleri kullanılmalıdır.
Şebeke suyunun kullanılamadığı durumlarda içme suyu olarak Sağlık Bakanlığı’nca ruhsatlandırılmış ambalajlı sular kullanılmalıdır.
Su kesintisinin ardından şebekeye verilen su berraklaşıncaya kadar musluktan akıtılmalı ve daha sonra kullanılmalı. Su berraklaşıncaya kadar akıtılan sular kaplarda biriktirilip ev içindeki çiçeklerin sulanmasında veya ev temizliğinde kullanılmalıdır. Belediyeden izinsiz su satışı yapan su tankerlerden içme suyu kesinlikle alınmamalıdır

Deniz Gökçe’nin Akşam Gazetesindeki bir yazısından;

Dünyanın büyük akarsularından bir bölümü artık denizlere ulaşamıyor. Pek çok şehirde su kısıtlaması var. Kuraklık dönemleri ve seller giderek uç noktalara erişiyor. Diğer taraftan toprak erozyonu ve yeraltı sularının atık su ile kirletilmesi kullanılabilir su haznelerinin küçülmesine sebep oluyor. Bu sorunlar yeni politikalar üretilmesine sebep oluyor. Suyun ziyan edilmeden kullanılması doğal olarak harcanan suyun etkin fiyatlandırılmasıyla mümkün. Ancak bu uygulama siyaseten olanaksızlıklarla karşılaşıyor. Değişik bir seçenek su kullanım haklarının alım-satım sisteminin uygulanması mı?

Su sorununun temel küresel sebepleri var: Nüfus artışı, iklim değişikliği, şehirleşme ve de özellikle insanların yemek alışkanlıklarının değişmesi. İnsanlar 21. yüzyılda daha fazla et yeme alışkanlığına sahip oluyorlar. Bir kilo sebze üretmek için 2.000 litre su gerekirken, bir kilo et üretmek için 15.000 litre su gerekiyor. 2025 yılına kadar dünyaya gelecek iki milyar insanın beslenmesi için çiftçiler % 60 daha fazla su kullanmak zorunda olacaklar.

Küresel olarak bakıldığında dünyada su sıkıntısı olmaması gerekli. İnsanlar, yağmur ve kar olarak yağan suyu ancak % 10’unu kullanıyorlar. Sonsuz gibi görülen buharlaşma suyun devamlı dönüşümünü sağlıyor. Aslında sorun, özellikle çiftçiler tarafından suyun ziyan edilmesi. Tarımda kullanılan su genel su kullanımının dörtte üçünü oluşturuyor. Bir kişi günde iki-üç litre su içmekte fakat günlük yemeği için gerekli su miktarı 2-3.000 litre. Şimdi ortaya çıkan soru şu: Su kıtlığı acaba kitlesel bir vejetaryen beslenme sistemine dönüş mü getirecek?

Genelde bedelsiz olan su, kurak ülkeler tarımında fazlasıyla kullanılmakta. Hindistan ve Brezilya’da birim tahıl üretmek için kullanılan su miktarı Amerika veya Çin’de kullanılandan iki kat daha fazla. Pakistan gibi kurak ülkelerin ihraç ettiği 1 kg pamuklu kumaş için kullandıkları su 11.000 litre.

Bu gereksiz harcamayı en aza indirmek için deneme yapan ülkelerden en önemlisi Avustralya. Avustralyalı çiftçiler belli bir miktar suyu bedelsiz kullanma hakkına sahip. İsterlerse kullanmadıkları bu hakkı veya bir bölümünü satabiliyorlar. Bu ‘intifa hakkı’ alım satımı yapılabilen bir meta. Fazla suya ihtiyaçları varsa da komşularından satın alabiliyorlar. Bu alışveriş olanağı sayesinde bir pazar fiyatı oluşmakta ve kaynakların verimli kullanılması sağlanmakta.

Son on yılda Avustralya tarihinin en kurak dönemini yaşamakta. Belli bölgelerde temin edilebilir su miktarı yarı yarıya düşmüş durumda. Uygulanan bu sistemin sonucu olarak çiftçiler daha az su isteyen ürün çeşitlerine dönerek toprağın getirisini sabit tutma başarısını gösterdiler. Kullanılan suyun verimliliği ikiye katlandı. Bu olguya en iyi örnek, Avustralya’da sulu tarım yapılan toprağın % 70’inin bulunduğu Murray Darling bölgesi;  bu bölgede tarım geliri 50 milyon dolar artmış durumda.

Suda ‘intifa hakkı’ kullanımı Avustralya dışında, kullanılan suyun ölçümünde güçlüklerle karşılaşılan Hindistan ve Çin gibi ülkelerde de değişik bir şekilde uygulanmakta. Çiftçiler köyün su pompasının kendilerine ayrılan süresini satarak aynı sonuca ulaşmakta. Bu uygulama türünün en güzel örneğine Pakistan’ın Pencap eyaletinde rastlanmakta.

Sulama sisteminin kullanıldığı tarım topraklarında öne çıkan bir sorun da, sulama sonucunda yeraltı su seviyesinin yükselmesiyle rastlanan toprağın tuzlanması olgusu. Verimli sulamanın, ekonomik olarak zorlanması ile, bu olumsuz etkinin oluşmasına engel olunabilmekte. Değerli suyun gereksiz kullanılmasını engellemek için kullanılacak yöntemler – damlama sulama gibi – suyun verimliliğini artıracağı gibi, bunun için yapılacak yatırımları da, ‘intifa hakkı’ değeri dolayısıyla ekonomik kılmaktadır.

Ülkemizde, GAP projesi kapsamında karşılaştığımız, Harran ovasında sulu tarıma geçişle tuzlanma olayının bu bilgi ve deneyimler kapsamında ele alınmasını düşünmek gerekir. Sulama yapılan toplam 166.000 hektar alanın 50.000 hektarında yeraltı su seviyesinin yükseldiği tespit edilmiştir. Bu alan tuzlanmaya müsait duruma gelmiştir.

Önce sulama teknolojisinde yapılacak değişiklikle ‘akıtma’ yöntemiyle sulama yerine, ki bu yöntemin kullanması ovanın büyük bir bölgesinde aşırı tuzlanmaya sebep olmuştur, ‘damlama’ teknolojisinin kullanılması ve sonra da suyun ücretsiz dağıtımının kısıtlanması yollarının aranması gerekir. Avustralya, Hindistan, Pakistan ve Şili gibi ülkelerde gördüğümüz verimli su kullanımına geçiş ülkemizde de kısa sürede sağlanmalıdır. Bilmemiz gerekli olan, Türkiye’nin su zengini bir ülke olmadığı ve mevcut olanaklarını en verimli şekilde kullanma zorunluluğunda olduğudur.

Ve şimdi bu 3 yazıdan bilgileri alarak özgün bir makale yazalım bakalım :)

Bunu şimdi planlı bir şekilde yazmak gerekicek sanırsam :) Pff resmi yazı yazmakta bana göre değil ki hiç ya :)

Konuyla ilgili yorumlar
  1. waaooww :D süper bi ders olucaından hiç şüphem yok kanka :d sabırsızlıkla bekliorum :D

    • de her sınıfa değil kanka :D 3 kişi gelicez sanırsam.3 farklı sınıfa 1 er ders verip gitcez :) büyük ihtimalle 11-10-12 tmler

  2. izin alırım müdür yardımcısından çarşamba önmli derslerimis yok zaten .d tmlerle dinlemek istio muyum ?? eed bu sunumu kaçırmamak için istiorum :d

    • İzin sorun değil ya..Ararım ekrem hocayı alırım da..Zaten meb den kağıt gidicek..Üniversiteden de..Yani müdürün yapabileceği birşey yok :)
      Ya öyle gelmeye gerek yok :d bi yarım saat girip saçmalayıp-çıkıcam :)

  3. beyascım cnm kankam o zmn bu kutsal izin ayarlama görevini sana veriorum :d bni mahrum etmessin bu saçmalıklardan :d şaka bi yana  çok güsel bi sunum yapıcanı ikimis de biliorus :d

  4. valla annemi herzaman uyarıyorum. Bak dıyom torunların geleceğini karartıyorsun…

  5. Olaya bak ya :D 5 hafta boyunca 5 farklı sınıfa eski okulumda ders anlatıcam :D olm öğretmenlik tayinimi verin bari :)

Bir Cevap Yazın

maxresdefault

Karadeniz’den Gelen Ses

İzlenme: 1.640 Kere

Birsen Tezer – Boşver (2013)

İzlenme: 6.477 Kere

Toygar Işıklı – Nergis

İzlenme: 3.721 Kere

Göksel – Yalnız Kuş

İzlenme: 3.840 Kere
(V?DEO) Recep ?vedik 4 Fragman? Recep ?vedik 4'ün Fragman? Yay?nland? (HD)-Haberegider.com

Recep İvedik 4

İzlenme: 1.987 Kere
adszgttnj6

2 Dakikada Türkiye

İzlenme: 1.518 Kere
maxresdefault

Karadeniz’den Gelen Ses

İzlenme: 1.640 Kere

Senden Vazgeçiyorum

İzlenme: 5.603 Kere
(V?DEO) Recep ?vedik 4 Fragman? Recep ?vedik 4'ün Fragman? Yay?nland? (HD)-Haberegider.com

Recep İvedik 4

İzlenme: 1.987 Kere

3 Idiots – 3 Ahmak

İzlenme: 4.661 Kere

Sağsalim Filmi

İzlenme: 4.547 Kere

Veda – Atatürk’ün Hayatı

İzlenme: 5.351 Kere

Entelkoy Efekoy’e Karsi

İzlenme: 3.751 Kere
fetih1453vi1ba9e7fe1b722509by[1]
wpid-wp-1397577289147.jpeg

Senior Web Developer

İzlenme: 1.074 Kere

Bari sizinle karıya da gelsin

İzlenme: 4.783 Kere

Büt’e mi kalmışız?

İzlenme: 8.975 Kere

Bütsüz mü geçmiş?

İzlenme: 12.177 Kere

anarschi.com © 2007-2012 | anarşik çocuk

Site içerisindeki içerikler izinsiz kopyalanamaz, alıntı yapılamaz. domain sorgula

Powered-Designed and Fucked By Beyazıt K.

PS-CSS-WP-WODKA = Gene Gri V2