Söze nereden başlasam bilmiyorum. Hep böyle değil miydim zaten? Yaşamaya bile neresinden başlayacağımı bilmezdim. Sevmeye de, ölmeye de…
Hep yanlış yerden başladım bir şeylere. Hayatı hep yanlış zamanda yakaladım.
Yanlış zaman da sevdim seni! Yanlış kişiyi sevdim belki…
Söyle kaç defa daha ölmem gerekecek uğrunda, kaç gün daha beklemem kapında?
Aldığın hayatlar yetmedi mi sana bi’tanem? Kalbimin hangi parçasını sevdin ki, öylesine kırdın derinden? Hangi gülün kırmızısına küstün de, gözlerimi kanattın yeniden?
Sevmek, onların anlattıkları gibi değil bi tanem! Ölmek değil, öldürmek değil.
İnadına yaşamak değil mi sevmek, ya da inadına umud etmek?
Yanlışlarım çok biliyorum. Bildiğimden yapıyorum belki de.
Senle başlayan her cümlenin sonuna virgül koyuyorum ben yine, sırf seninle başladığım hiç bir şey bitmesin diye.,,
Sırf sen bitme diye…
O yüzden yanlışı çok bu yazının; yalanı yok.
Ben seni öyle bir sevdim ki; dokunma! sana zararı yok.
// 06.Mart.2010, Cumartesi [et] 18:35

Kanka dağıttın be..
"Ben seni öyle bir sevdim ki; dokunma! sana zararı yok."
Yazı içimi özetledin bugünkü..Artık ben yazamıycam herhalde bu blogda :)
Hacı hep kendimize zararı nasıl olsa :) Bu da, "sana giren çıkan ne yavrum" sözünün edebi hali işte. :D
Bize düşen, aşkı yalansız yaşamak…
Yalan söyleyenleri napmak gerek? Seviyorum deyip de 2 gün sonra sevmiyorum diyenleri?
S.ktr etmek lazım öylelerini.
ya gerçekten sen seviyosan napıcaksın?
Sen seviyorsan siktir edemeyeceğine göre, seve seve bi yerde :D
Yani Semih'in dediği gibi :D
Paşa paşa sen acı çekeceksin, o keyif sürecek..
Aşk acıyı sever..
Aşk acıya aşık olmak gibi..
Acı da gerçekten hissedebildiğimiz tek şey, tıpkı aşk gibi…